arkeoloji dunyası
stratonikeia ve lagina'ya bir gezi

ARKEOLOJİ DÜNYASI

ARKEOLOJİ ETKİNLİKLERİ

ARKEOLOJİ BELGESELLERİ

ARKEOLOJİ HABERLERİ

arkeoloji haber arşivi

ARKEOLOJİ KAZI HABERLERİ

ARKEOLOJİ KAZILARI

 

ANTİK BÖLGELER

ANTİK KENTLER

ANADOLU UYGARLIKLARI

MÜZELER

TARİH ÇAĞLARI

MİTOLOJİ

Tanrılar-Tanrıçalar-Kahramanlar ve Atrübüleri

ARKEOLOJİ SÖZLÜĞÜ

ARKEOLOJİ MAKALELERİ

 

ARKEOLOJİ KİTAPLARI

ARKEOLOJİ GEZİLERİ

İST. ARK. MZ. SEMİNERİ

 

ARKEOLOJİ GEZİLERİM

ARKEO DOSTLAR

ARKEO İLGİNÇ

SÖZ SİZDE

MESAJINIZ VAR

YEREL ARAŞTIRMACILARIMIZ

ARKEOLOJİ HOCALARI

ARKEOLOJİ SİTELERİLİNKLERİ

 

 

LAGINA VE STRATONIKEIA GEZISI 03-12-2008

Bodrum’un bu en güzel mevsiminde karanlık ve büyünün tanrıçası “Hekate’nin Lagina’sı” ve aşkın şehri “Stratonokeia’yı “görmek üzere Yalıkavak’tan sabahın ilk ışıkları ile yola çıkıyoruz. Milas sapağından sonra Kurukümes dağlarını tırmanırken,tepeler arasından yeşil Milas ovasını bir görüp bir kaybederek , Tuzabat, Karaltı ve Eskihisar köylerinden sonra, yamaçta Stratonikeia’nın teneke minareli camiini görüyoruz. Direksiyonu hızla bu hoş sessiz tozlu yola doğru kırıyorum. Camii’yi biraz inceleyince bir kiliseden devşirme olabileceğini , ağaç camiin tam altından akan dereye inipte toprağa batmış dev sütün blok ve antik parçaları görünce. ilk önceleri bir Karia sonra bir helenistik mabedi ,daha sonra kilise ve onun üzerinede bir camii şeklinde kurulduğu duygusuna kapılıyoruz. Camiinin ana giriş kapısının hemen yanında banisinin küçük taş bir lahit mezari var, Söğüt ve Afyon civarında gördüğümüz türkmen mezarlarını andıran beşik mezar türünde,üzerinde hiç bir yazıt veya ayet yok. Seleukos kralının sevgili karısı ve üvey annesi Stratonike adına İÖ 265 yıllarinda, bir Karia kenti olan Idrias üzerine kurulmuş olduğu tahmin edilen Stratonikeıa ile Tanrıça Hekate’nin tapınağının bulunduğu Lagina arasında 20kmlik kutsal bir yol uzanıyor. Biz bu yolun şehre ulaştığı noktadaki görkemli kapıdan giriş yaptık ve heryıl anahtar taşıma merasimlerinin yapıldığı tapınağı düşleyerek sütunlu yoldan bu gün in ve cinin oynaştığı terkedilmiş bu en eski “Eski Hisar”ın sokaklarını arşınlıyoruz. 1952 depremi ve bulunan zengin linyit yatakları yüzünden köy ,önce 1 km kadar batıya daha sonra oralarda dahada zengin kömür filizleri saptanınca, bu defada 4-5 km kadar batıdaki ,ana yol üzerinde bu günkü konumuna nakledilmiş. Bu gün köyde bütün uyarılara rağmen doğdukları , nerede ise bir asıra varan ömürlerini geçirdikleri evciklerini terketmeyen ve yaşamağa devam eden 3- 4 yaşlı var, Seksenini devirmiş Süleyman amca ağlayarak “evimi terketmem” diyor ,antik parçalarla dolu evinin bahçesinde bizlere topladiğı cevizleri sunarken. Köy, muhtemelen 12. asırda gelen türkmen ve yörüklerce Antik şehir üzekurulmuş, Çevrede ahi ve alevi gelenekleri çok yaygın. Bu köyün terkedilen evleri en az antik kalıntılar kadar etkileyici ve göz okşayıcı, alabildiğince devşirme malzeme yüksünmeden duvar ve avlularında kullanılmış ve sergılenmiş, klasik osmanlı düzeninde,iki katlı, alt katları kiler,depo ve ahır olarak kullanılmış,bahçelerde antik parçalardan sundurmalar,üst katlarda ise tüm odalar hayata açılıyor ve roma benzeri balkonlar var. .

stratonikeia
Küçük gezi grubumuz, Eskihisar köyünün kahvehanesini inceliyor.

Dev çınar ağaçlarının gölgelediği kahvehaneler,yanında terzi ve bakkal dükkanları,zeytin ve zeytinyağı depoları dizilmiş.... Kanımca; Fethiye Kayaköy’den çok önce restore edilmeyi ve turizme kazandırılmayı hak ediyorlar, inanılmaz gözalıcı ve şiirsel görünümlü evler. Bir osmanlı köyünü günümüze taşıyacak, canlandırabilecek harika bir proje olabilir. Stratonikeia’da Augustus tapınağından başka daha en az iki tapınak olduğu bilinmekte ama yerleri henüz tam olarak saptanamamış. Birincisi; Helenlerden çok önceleri yerli Karia halkının en kutsal alanı ve Tapınağı , IDRIA( kutsal baba) veya KHRYSAORIS olması pek muhtemel olanı. İkincisi; pek muhtemelen Mısır tanrıçası SERAPİS adına inşa edileni. Zaten seleukoslar, şehri dini ve politik nedenlerle bu mahalle kurmuşlar. Bu yolla tüm Karia’yı ve bölgeyi dinsel ve politik baskı altında tutmayı ve yönetmeyi planlamışlar. Anadoluda’ki en büyük gymnasium burada . Biz bouleuterion’nun yakınındaki tarla içinde, toprağa batmış dev propilon kapısı halen ayakta olan Serapis tapınağı olması muhtemel kalıntının yanından ilerleyerek, batı Anadolu’nun en güzel ve görkemlilerınden olan tiyatroya ulaştık.

stratonikeia_tiyatro
Stratonikeia'nın görkemli tiyatrosu, tüm kente hakim konumuyla.

Yarım ay düzeninde yerleştirilmiş, 10.000 kişilik ,diazomalı, klasik hellenistik bir tiyatro, sırtını dağa vermiş, böylece gündüz sohbetleri için mükemmel bir köy ve vadi manzarası oluşturulmuş. Hemen onarılabilecek düzeyde iyi korunmuş. Oldukça dik bir eğimle yerleştirilmiş seyirci sıralarından sonra, şehri balkondan seyrediyormuş hissini veren geniş bir düzlüğe varılıyor. Bu geniş düzlükte kurulmuş imparatorluk tapım merkezi AUGUSTUS TAPINAĞI . Taban mermerleri olduğu gibi duruyor,etraftaki çesitli sütun, friz ve diğer antik parçalar tapınağın haşmetini belirtmeye yeterli. Tapınağın üst tarafinda, dahada dikleşen tepenin hemen üstünde ,alımlı bir çeşme ve su sistemi. Ama bu muhteşem güzelleğe ” bu kadar güzellikte yetsin artik” dercesine hemen çeşmenin üzerinden Milas-Yatağan yolu geçirilmiş. Tapınağı bir tarafta bırakarak güzelim çeşmeyi toprak altına itmiş. Yolun üst tarafında sadece mermer çesme bloklarını kalmış. Karmaşık duygular içinde, hızla geldiğimiz yoldan Lagina’ya doğru yollandık.

 

LAGİNA

Bütün bölgenin kaderini tümden değiştiren termik santralı geçip sola saptık ve 3 km kadar sonra hafif bir tepecikten aşağı süzülünce Hekate’nin bekçisi dev zeytin ağacı yolumuzu kesti, en az 1000 yaşlarında ve halen Hekate kutsal korusunun koruyuculuğunu yapacak heybetli görünümünü muhafaza ediyor. Lagina “Türk arkeoliji kazması” nın ilk vurulduğu antik kent. Büyük bir saygı ile andığımız Osman Hamdi Bey; yukarılarda ,1965lere kadar Leyne diye çağırılan,şimdilerde ise Turgut adı verilmiş köydeki evinden buradaki kaziları gözlermiş. Muğla valiliği son zamanlarda, aldığı güzel bir kararla o evi restore ettirmiş ve bölgeye nadide bir eser kazandırmış.

lagina
Lagina Kutsal Alanı

1892’de Osman Hamdi Beyin kazı günlerinde çekilmiş fotoğraflarda ; sadece yarıya kadar toprağa batmış propilonun sütunlarının göründüğü durum ile bu gün kazıların geldiği düzey karşılaştırılırsa, Cumhuriyet döneminde arkeologlarımızın ne kadar büyük bir iş başardıkları hemen anlaşılıyor. Kalıntılar ile kucak kucağa oturup, Hekate’nin kutsal sunuları peynir ve çöreğe zeytin ilave ederek zil çalan midemizin açlığını giderirken antik ziyafetlerin hazzını duyar gibiydik. Tüm tapınağı ayağa kaldıracak Firiz ve tavan kasetleri çıkarılmış ve sınıflandırılmış. üzerleri çeşitli bitki, hayvan figürleri ve insan kabartmaları ile donatılmış. Bazı insan figürleri zenci görünümlü olması bana buradaki HADIM kutsal koru bekçileri ve hizmetçilerini anımsattı ve Sümer’den başlayıp Bizans ve Osmanlı’ya uzanan “HADIM ZENCİ” geleneğinin devamı diye düşünmekten kendimi alamadım. Bu gün kutsal korunun yerinde asırlık bir zeytin korusu var, belki de kutsal koru zaten bir zeytin ormancığı idi. Bu mevsimde üzerleri siyah, yesil, pembe üzüm salkımlarını kıskandıracak güzellikte zeytin tanecikleri ile dolu. Buradan ve Stratonikeia’ dan topladığımız bir avuç zeytini bir kavanoza doldurup, üzerine “ HEKATE ‘nin HEDIYESİDİR” yazdım, tuzlayarak olgunlaşmaya bırakacağım, Sevgili Ali kardeşime sunmak üzere..

Kültürler bir metamorfoz içinde , devamlı değişime uğruyor diye düşünüyorum. Kutsal Baba Idria, yunanlılar gelince altın kılıçlı Zeus Khrysaoris oluyor, hiristiyanlık gelince de İsa . Ayrıca Kybele'nin tahtına oturan Hekate'nin yerini de Hz. Meryem alıyor olabilirmi ? Bir Anadolu Tanrıçası olup , hava, gök ve yerde olağanüstü güçlere sahip yegane tanrıça Hekate’dir ve en önemli atrübüsü dişi kara köpek ve kediyi ve adına bu şehirde yapılan hayalleri zorlayan özelliklerdeki şenlik ve kurban merasimlerini düşünerek sessizce alandan ayrıldık, Güneş Egenin sularına doğru çekilirken, hava iyiden iyiye kararmıştı ve gecenin yoğunlaşan karanlığı, çam ormanları ve derinliklerinden gelen köpek sesleri bize Hekate‘nin civarda olabileceği duygusunu veriyordu.
Reyhan Destan

Fotograflar; Reyhan Destan

 
        mesaj kutusu  Konuk  Defteri     

arkeolojidunyasi@gmail.com

bana ulaşmak için yukardaki maili kullanın veya üzerine tıklayın