arkeoloji dunyası
2011 YILI ARKEOLOJİ HABERLERİ

ARKEOLOJİ DÜNYASI

ARKEOLOJİ ETKİNLİKLERİ

ARKEOLOJİ BELGESELLERİ

ARKEOLOJİ HABERLERİ

arkeoloji haber arşivi

ARKEOLOJİ KAZI HABERLERİ

ARKEOLOJİ KAZILARI

 

ANTİK BÖLGELER

ANTİK KENTLER

HÖYÜKLER

ANADOLU UYGARLIKLARI

MÜZELER

TARİH ÇAĞLARI

MİTOLOJİ

Tanrılar-Tanrıçalar-Kahramanlar ve Atrübüleri

ARKEOLOJİ SÖZLÜĞÜ

ARKEOLOJİ MAKALELERİ

 

ARKEOLOJİ KİTAPLARI

ARKEOLOJİ GEZİLERİ

İST. ARK. MZ. SEMİNERİ

 

ARKEOLOJİ GEZİLERİM

ARKEO DOSTLAR

ARKEO İLGİNÇ

SÖZ SİZDE

MESAJINIZ VAR

YEREL ARAŞTIRMACILARIMIZ

ARKEOLOJİ HOCALARI

ARKEOLOJİ SİTELERİLİNKLERİ

 

 

2010 YILI ARKEOLOJİ KAZI RAPORU

2010 yılında yapılan kazı çalışmalarında , 4 bin 410 adet eser günyüzüne çıkarıldı.
2009 yılında 98 olan Türk bilim heyetlerince yapılan kazı çalışması, 2010 yılında 111’e yükseldi.
Yabancı ekiplerin kazı çalışması sayısı ise düştü. 2009’da yabancı bilim heyetlerince 48 kazı çalışması yürütülürken, bu sayı 2010’da 40 oldu.
Yüzey araştırması sayısı da 2009’a 111 adetten, 2010’da 109’a geriledi.
Kazı ve araştırma çalışmalarına sağlanan ödenekler
Kültür ve Turizm Bakanlığı izinleriyle yabancı ekiplerce gerçekleştirilen kazı ve araştırma çalışmaları, yurt dışındaki resmi ve özel kuruluşların yanı sıra yurt içindeki sponsor kuruluşlarca da maddi olarak desteklendi.
Kazı ve araştırma çalışmalarına 2009 yılında 25 milyon 713 bin TL ödenek ayrılırken, bu rakam 2010 yılında yüzde 18.5’lik bir artışla 30 milyon 468 bin TL oldu.
Öte yandan, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Müze Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen müze çalışmaları ve kurtarma kazılarına ilişkin sonuçların bildiriler halinde sunulacağı ’’Müze Çalışmaları ve Kurtarma Kazıları Sempozyumu’’nun bu yıl 20’ncisi düzenlenecek.
Sempozyumun, Nisan ayının son haftasında yapılması planlanıyor.

 

3 Bin Yıllık Kapılar Açıldı
Van Kalesi'nin batı bölümünde yer alan 3 bin yıllık mezar odaları ilk kez görüntülendi.

- 03.01.2011

Van Kalesi’nin batı bölümünde yer alan, Urartu Kralı I. Argişti ve ailesine ait 3 bin yıllık mezar odaları ilk kez Anadolu Ajansı tarafından görüntüledi.
Doğu Anadolu Bölgesi’nde M.Ö. 6. ve 9. yüzyıllarda hüküm süren Urartu Krallığı’nın en görkemli yapıları, bu medeniyete ’Tuşpa’ adıyla başkentlik yapan Van’da bulunuyor.
Van Gölü kıyısında sarp kayalıklar üzerine kurulu 1800 metre uzunluğunda ve 80 metre yüksekliğindeki kale, Urartu mimarisinin en önemli eserleri arasında gösteriliyor.
3 bin yıllık medeniyetin ayak izlerini taşıyan Van Kalesi, her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor. Ancak kalenin batı ucunda yer alan Urartu Kralı I. Argişti ve ailesinin mezar odaları ziyaretçilere kapalı bulunuyor.
Kral Argişti mezarıAnadolu Ajansı için kapıları açılan mezar odalarıyla ilgili bilgi veren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rafet Çavuşoğlu, Urartu Kralı Argişti’nin 3 bin yıl önce babası Minua’dan sonra M.Ö. 786-764 yıllarında tahta oturduğunu söyledi.
Kral I. Argişti’nin ölümünün ardından Van Kalesi’nde ’’Horhor Mağara’’ denilen kaya mezarına gömüldüğünü belirten Çavuşoğlu, ’’Mezar, Van Kalesi’nin batı ucunda yer almaktadır. Urartu mimarisinin en nitelikli tasarım ve işçiliğine sahip olan mezar odasına, yukarıdan 24 basamaklı bir merdivenle inilmektedir’’ dedi.
Kral Argişti’nin mezar odasındaki duvardaki “Horhor Kroniği” denilen Urartu yazıtının dikkat çekici olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Çavuşoğlu, 5 ayrı bölümden oluşan yapıyla ilgili şu bilgileri verdi:
“İç odalara açılan kapılar arasındaki boşluklarda, meşale veya mezara bırakılan hediyelerin asılması için açılmış çivi delikleri bulunmaktadır.
Ana salonun yan duvarlarında ve karşı duvarında 2 kapıyla, toplam 4 iç odaya geçilmektedir. Tüm odaların duvarlarında 4’er niş yer almaktadır.
İç odalardaki nişlerin ve kapıların konumları ile oda boyutları birbirine benzemektedir.”
Kral ve ailesinin mezar odalarındaki salonda dinsel tören yapıldığını, değerli eşyaların da yan oda-lara gömüldüğünü anlatan Çavuşolu, mezar odalarının 17. yüzyıla ait Osmanlı planında ve Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde mağara olarak tanımlandığını, Osmanlı döneminde ise cephanelik, erzak deposu ve atölye olarak da kullanıldığını sözlerine ekledi.


 

Midas'a Sanal Takip
Mitolojik Kral Midas'ın izlerini taşıyan Frigya Uygarlığının izleri, sanal ortamda 3 boyutlu fotoğraflarla gezilebiliyor.
- 02.01.2011

Mitolojide eşek kulakları ve dokunduğu her şeyi altına çevirmesiyle ünlenen Kral Midas’ın izlerini taşıyan Frigya medeniyetinin izleri, sanal ortamda 3 boyutlu panoramik fotoğraflarla keşfediliyor.
"İkinci Kapadokya" diye anılan Frig Vadisi’nin turizme kazandırılması ve tanıtımına katkıda bulunulması amacıyla Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar Valilikleri tarafından kurulan Frigya Kültür Mirasını Koruma ve Kalkınma Birliği (FRİGKÜM), geçmişte Friglerin hüküm sürdüğü dağlık Frig Vadisi ve çevresindeki kültürel mirası turizme kazandırmayı hedefliyor.
Birliğin internette oluşturduğu "www.frigvadisi.org" internet sitesinin ana sayfasındaki "sanal tur" sekmesi tıklandığında, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar seçenekleri altında bu illerdeki yapıların panoramik fotoğraflarına ulaşılabiliyor.
Vadideki antik yapıları görmek için söz konusu illere gidemeyenler ile görsel anlamda vadi hakkında bilgi almak isteyenlere hizmet verilmesi bakımından illerin isimleri yazılı olan ana başlıklar altında 3 boyutlu fotoğraflar sunuluyor. "Frig Vadisi 360 Derece Sanal Tur Fotoğraf Çekimi Projesi" kapsamında faaliyete geçirilen sanal tur için üç ilde toplam 160 noktada fotoğraf çekimi yapıldı.
Görsel anlamda gezinti yapılan ve her başlık altında o yerleşim hakkında bilgi verilen panoramik fotoğraflar şöyle:
Firig VadisiEskişehir: Akhisar Kale, Arezastis (Küçük Yazılıkaya), Asma İnler, Bahşayiş Anıtı, Doğanlı Kale, Gerdekkaya, Kümbet Delikkaya, Kümbet, Fethiye Roma-Bizans nekropolü, Seyircek nekropolü, Seyyid Battal Gazi Külliyesi, Tabancakaya, Yapıldak Asar Kale, Yazılıkaya, Zahran Vadisi.
Kütahya: Arnavutini yerleşimi, Asarkaya Tepe yerleşimi, eski Askerlik Şubesi binası, Fındık köyü yerleşimi ve kalesi, İnli köyü yerleşimi ve şapeli, İnlice Mahallesi yerleşimi ve nekropolü, Kocataş Tepe yerleşimi, Sökmen köyü yerleşimi, Yenice Çiftliği yerleşimi.
Afyonkarahisar: Peri Bacaları, Bayat İnpazarcık, Seydiler Kırkinler, Seydiler, İscehisar, Ayazini, Göynüş Aslantaş-Yılantaş, Bayramaliler Kalesi, Döğer Asar-Eski Döğer, Döğer Büyük Kapıkaya, Döğer Küçük Kapıkaya, Döğer Antik Yol, Döğer Memeç, Döğer Aslankaya, Döğer Kadıkaya, Döğer Kervansarayı.

Frig Vadisi
Frig Vadisi, eski çağlardan beri çeşitli kavimlere ev sahipliği yaptı. Friglerin ana tanrıçası Kybele’ye adanmış açık hava tapınakları ve savunma amaçlı yapılar, bölgede dikkati çeken eserler arasında bulunuyor.
Bunların yanı sıra Roma döneminde kayaların oyulmasıyla meydana getirilen çeşitli barınaklar, mezar odaları, ağıl ve ahır olarak kullanılan mekanlar ile sarnıç, ambar, kilise ve şapeller de ilgi gören yapıların başında geliyor.
Kapadokya’daki peri bacası oluşumlarının benzerlerine Frig Vadisi’nde de rastlanıyor. Kaya mezarları, kiliseler, sığınma ve barınma amaçlı yapılan mağara kalıntılarından oluşan bölgenin, MÖ 900-600 yılları arasında Frigler daha sonra da Romalılar tarafından kullanıldığı biliniyor. MÖ 9’uncu yüzyılda kurulan Frig Krallığı’nın barışçı bir toplum kimliğinde gelişerek, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, kendilerine özgü bir mimari ile çeşitli alanlarda önemli eserler bıraktıkları biliniyor.
Bölgede Frig egemenliği, MÖ 676’da Kafkasya üzerinden Anadolu’ya giren Kimmerlerin, Frigya Kralı 3’üncü Midas’ı yenerek Kütahya ve çevresini ele geçirmesi ile sona erdiği bildiriliyor.
Frig Vadisi’nde belirlenen bazı alanlar, bir süre önce Kültür ve Turizm Bakanlığınca arkeolojik ve doğal sit alanı olarak tescil ve ilan edilmişti.

 

İstanbul'un Tarihi Bu Kitapta...
2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul'un binlerce yıllık tarihi, "Kültür Başkenti İstanbul" adlı kitapta toplandı.

kültür başkenti istanbul29.12.2010

İstanbul’un 8500 yıllık tarihine bir kapı daha açıldı.
Bir dönem dünyanın merkezi kabul edilen kentin tarihi kitap haline getirildi. Konusunda uzman bilimadamlarının yazdığı "Kültür Başkenti İstanbul" adlı kitap basına tanıtıldı. Amaç, İstanbul’un bugüne kadar anlatılmamış tarihini dünyaya duyurmak.
Topkapı Sarayı Müze Müdürü İlber Ortaylı, ”İstanbul için çıkan bazı kitaplar oldu. İyi görünüyor, yazar kadrosu itibariyle seçkin görünüyor. Daha önceden Osmanlı tarihi vardı." dedi.
Kitabın tanıtımı için İstanbul’un kültürel mozaiği içinde sessiz sedasız yaşayan bir mekan, Mimar Sinan’ın eseri Caferağa Medresesi seçildi.
Tarih öncesinden bugüne uzanan İstanbul’u anlatan kitap 72 ana başlıktan oluşuyor.
Kitapta bini aşkın fotoğraf da yer alıyor. Kitabın, İstanbul’un ve Türk kültürünün dünyaya tanıtılmasına önemli katkı sağlayacağı belirtiliyor.

 

 

 

 
        mesaj kutusu  Konuk  Defteri     

arkeolojidunyasi@gmail.com

bana ulaşmak için yukardaki maili kullanın veya üzerine tıklayın